Başa Dön
13 Şubat 2020 / Perşembe Sigortaladım Editörü

Alkali Beslenmenin Püf Noktası Nedir?

Sağlıklı yaşam trendleri arasında son zamanlarda alkali beslenme, oldukça ön plana çıkıyor. Beslenme uzmanlarının faydalarını saya saya bitiremediği bu beslenme tarzı neye dayanıyor ve gerçekten bahsedildiği kadar etkili mi? Alkali beslenmeyi derinlemesine öğrenerek ve uygulayarak daha sağlıklı bir yaşama adım atabilirsiniz.

Alkali beslenme nedir?

Alkali beslenme, bilimsel bir teze dayanarak yola çıkıyor ve vücudun pH dengesinin beslenme yoluyla değiştirilebileceği düşüncesine odaklanıyor. Bunun da asidik yiyeceklerin yerine alkali yiyecekler tüketerek mümkün olduğunu ileri sürüyor. Peki, alkali beslenme vücut sağlığı açısından neden önemli? Alkali beslenme savunucularına göre vücudumuzdaki hücrelerin biyolojik olarak ideal hali, kan serumunun pH değerinin 7.4’ün altında olmasını gerektirmektedir. Asit yükü arttığında hücreler ve organlar zarar görmektedir. Bu da domino taşı etkisiyle genel sağlığın bozulmasına neden olmaktadır. Ancak özellikle sanayileşmenin artmasıyla değişen çevresel faktörler nedeniyle vücudun alkali dengesini korumak çok da kolay olmuyor. İşte, tam olarak bu noktada devreye alkali beslenme giriyor ve asidik yiyecekleri alkali besinlerle değiştirerek kandaki pH dengesini sağlıyor. Kısacası, alkali beslenme vücuttaki asit yükünün artmasını engelleyerek ve alkali dengeyi koruyarak olası sağlık problemlerinin önüne geçiyor.

Vücudun asit-alkali dengesi nasıl değişiyor?

Sindirim sonrasında alkali atık bırakan besinler vücudu alkali dengeye çekiyor ve vücut alkali hale dönüştürmektedir. Asidik atık bırakan besinler ise pH dengemizi bozarak kanımızı asidik hale çevirmektedir. Hücreler, vücudun pH dengesine karşı çok duyarlı olduğundan asit-alkali dengesi bozulduğunda yorulmaya başlamaktadır. Bu süreç organların daha çok çalışmasına neden olmaktadır. Metabolizmanın yavaşlamasıyla birlikte kilo problemleri başlar. Vücudun yaşlanma süreci hızlanır ve bedende eklem ve kemik ağrıları, kalp damar hastalıkları, sindirim sistemi rahatsızlıkları, böbrek taşları, hızlı kilo alma, obezite, yorgunluk, alerji gibi sorunlar baş gösterir. Dahası, kanserli hücrelerin asidik ortamda daha hızlı büyüdüğü ve vücudun asit dengesinin artmasının kansere neden olduğu konusunda araştırmalar sürüyor. Karşıt görüş ise vücudun pH seviyesini dengeleyebilme özelliğine sahip olduğunu ve beslenmenin vücudun alkali dengesine etkisinin çok sınırlı olduğunu ileri sürüyor. Vücut dengeyi sağlasa bile alkali beslenme, bu çabaya destek oluyor.

Alkali beslenme nasıl olur?

Alkali beslenmenin ilk adımı beslenme düzeninde %80 alkali gıdalara, %20 asidik gıdalara yer verilmesidir. Yediğimiz birçok meyve ve sebze kendi içinde doğal asit barındırır, bu yüzden hiç asidik besin tüketmemek mümkün değildir. Önemli olan, yenilen her asidik yiyeceğin ya da içeceğin yanında onu alkali hale getirecek ya da bedenimizde takviye görevi görecek besinleri ek gıda olarak tüketmenizdir. Hayvansal gıdaları en aza indirmek, işlenmiş ve paketlenmiş gıdalardan uzak durmak, alkol ve tütün tüketimini sonlandırmak, asitli içeceklerden uzak durmak alkali beslenmenin temel prensipleri arasında yer alır.

Alkali beslenme için alkali su tüketimi neden önemlidir?

Alkali beslenmenin bir diğer önemli kriteri, sağlıklı su tüketmektir. Gün içerisinde tükettiğimiz suyun kalitesi de bedenin alkali hale gelmesinde oldukça etkilidir. Damacana sularının pH ve mineral dengeleri biyolojik yapıya uygun olmadığından alkali beslenmede çeşitli yöntemlerle su alkali hale getirilebiliyor. Suyu alkali hale dönüştürmek için 2 litre suya 1 çay kaşığı İngiliz karbonatı eklemeniz yeterlidir. Bir diğer alternatif ise her gün bir su bardağı suyu içine birkaç damla limon sıkarak biraz da doğal Himalaya tuzu ya da deniz tuzu koyarak tüketmektir. Limon her ne kadar asidik bir besin olsa da limonun içerisinde bulunan mineral tuzlar aside rağmen limona alkali değeri vermekte. Alkali su tüketimi, vücutta biriken asidik toksinleri nötralize eder ve alkali dengeye katkı sağlar.

Alkali beslenmenin faydaları nelerdir?

Vegan, vejetaryen ve glutensiz beslenmeye son derece uygun bir sağlıklı beslenme yaklaşımı olan alkali beslenmenin kilo vermeye ya da kilo kontrolü sağlamaya yardımcı olduğu biliniyor. Fakat alkali beslenmenin tek faydası kilo kontrolü değildir. Uzmanlara göre alkali beslenmenin diğer faydaları şunlar;

  • Bağışık sistemini güçlendirir.
  • Kalp ve damar sağlığına destek olur.
  • Kas ve kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur.
  • Cilt sağlığını destekliyor ve akne, egzama gibi cilt sorunlarında iyileşme sağlar.
  • Sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki asit yükünün azalmasıyla birlikte alkali beslenenler kendilerini daha zinde hisseder.

Alkali değeri en yüksek besinler nelerdir?

Alkali beslenmede içeriğinde magnezyum, demir, potasyum gibi mineralleri bulunduran doğal ve işlenmemiş besinleri bolca tüketmek gerekmektedir. Fosfor, bakır ve sülfür içeren besinler ise daha asidik bir yapıya sahip oldukları için daha az tüketilmelidir. Bu beslenme düzeninde en önemli kural, vücuda giren antioksidan miktarını arttırarak hem hücrelerin hem de bağışıklık sisteminin onarılmasına katkı sağlamaktır.

Meyve ve sebzeler, tohumlar, baklagiller, baharatlar alkali beslenmede en çok tercih edilen besinler arasında yer alıyor. Alkali besinler arasında avokado, brokoli, limon, zencefil, greyfurt, salatalık, ıspanak, enginar, kereviz, fesleğen, salatalık, havuç, pazı, pancar, Brüksel lahanası, karalahana, kırmızı lahana, kırmızı soğan, sarımsak, soğan, maydanoz, bamya, turp, yeşil yapraklı sebzeler, meyveler ile çiğ badem ve badem sütü öne çıkıyor. Yapay tatlandırıcılar, ayçiçek yağı ve mısır özü yağı gibi trans yağlar; un, rafine şeker, asitli içecekler, işlenmiş gıdalar, paketli yiyecekler ise asidik besinler arasında sayılıyor.

Alkali beslenmede nelere dikkat etmek gerekiyor?

Meyveleri ve sebzeleri mevsiminde tüketmek, mümkün olduğunca organik ve doğal besinleri tercih etmek de alkali beslenme açısından önem taşıyor. Sebzelerin besin değeri, pişirme işlemiyle birlikte düştüğünden mümkün olduğunca çiğ sebze tüketmek gerekiyor. Sofra tuzu yerine deniz tuzu ya da Himalaya tuzu tercih ediliyor. Tahıllar, baklagiller ve tohumlar tercihen filizlendirerek tüketiliyor. Yağ seçiminde avokado yağı, zeytinyağı gibi daha sağlıklı seçeneklere yönelmek gerekiyor. Günde 2-3 litre alkali su tüketmek, alkali beslenmenin olmazsa olmazıdır. Alkali suyun yemekle birlikte değil, öğün aralarında içilmesi öneriliyor. Lif yönünden zengin soğuk sıkım meyve-sebze suları, doğal maden suyu, şekersiz bitki çayları; alkali beslenmeye uygun diğer içecek alternatifleri arasında yer alıyor. Lokmaları uzun uzun çiğnemek de sindirimi rahatlatarak alkali beslenmenin etkisini artırıyor. Ayrıca tüm bunlara ek olarak stres, öfke, kıskançlık gibi negatif duygular ve ruh halleri vücudun alkali dengesini bozduğundan bunlarla da başa çıkmanın yollarını bulmak tavsiye ediliyor. Alkali beslenmeyi bir yaşam tarzı olarak benimsemekte zorlanıyorsanız haftada üç gün alkali beslenerek bu yaklaşımın sağladığı faydaları deneyimleyebilirsiniz. 

Dikkatli ve dengeli beslenmeye özen göstererek daha sağlıklı bir hayat sürmeniz mümkün.  Yine de bazen beklenmedik hastalıklar ya da kazalar kapınızı çalabilir. Bu tür durumlarda gerekli sağlık hizmetlerinden daha avantajlı ve kolay şekilde yararlanmak için sağlık sigortası (https://www.sigortaladim.com/saglik-sigortasi) yaptırabilirsiniz. Sigortaladım.com aracılığıyla çeşitli teminatlarla genişletilebilen sağlık sigortası poliçelerini inceleyebilir, kendinize ve ihtiyaçlarınıza en uygun sağlık sigortası seçeneğiyle yüklü tedavi masraflarının önüne geçebilirsiniz.